Gerçeğin İnfazı: Mısır Patlağıyla Savaş İzleme Çağı
Bilgi bombardımanı çağında gerçek o kadar hızlı manipüle ediliyor ki, siz bunun doğru olmadığına dair bir delil göstermeye çalışırken onlarca başka sahte ya da çarpıtılmış haber ortaya çıkıyor. Bu yazımda, ana akım medyanın nasıl gerçeği manipüle edebildiğini anlatırken bir farkındalık kazandırmayı umuyorum. Ana akım medya kadar, hatta daha tehlikeli olabilecek sosyal medya gerçeğiyle karşılaşsak da, sosyal medya Gazze’de yaşanan faciayı ortaya çıkarması bakımından önemli bir avantaj sağlamıştır. Gerçeğin hızlıca infazı, sosyal medya kullanıcısının mısır yerken aslında arka planda neler olduğunun farkına varması açısından önemli bir konudur.
Taraflı Medya Manipülasyonu Nasıl Yapar?
İster ana akım medya da isterse sosyal medya da olsun taraflı olanlar başlıkları atarken dikkatli bir şekilde hareket ederler. Örneğin ‘Lübnan’da patlayan bomba sonucu 100 kişi öldü’ ya da ‘Gazze’de yıkılan binada 50 kişi enkaz altında kaldı’ gibi başlıklara rastlarız. Burada failin kim olduğu belirtilmez. Sanki bomba kendi kendine adeta doğa olayı gibi sunulur. Var olan sadece patlayan bomba ve ölen kişi sayısıdır. Fail kasıtlı olarak gizlenerek okuyucunun tepkisi normalleştirilmeye çalışılır. Düşman gördüğü taraf ise bir eylem gerçekleştirdiğinde failin kim olduğu başlıkta belirtilir. Bu manipülasyon sonucu tek taraf gösterilir ve asıl fail sizin zihninizde önemini yitirir.
Bir diğer manipülasyon tekniği, haklı ve haksız tarafı ayırt etmeden her iki tarafa da eşit süre vermektir. Haksız taraf mülklere, elektriğe, suya zarar verdiğinde, mağdur tarafla eşit süre verilerek anlatı, sanki olaylar karşılıklı ve eşit güçteymiş gibi karşı tarafa bir izlenim verir. Haklı ve haksız ayırt etmeden her iki tarafı eşit süreyle göstermek eşitlik değil, bağlamından koparılmış taraflı haberciliktir. Bu durumu, ağır siklet boksörü ile hafif siklet boksörünün sanki şartlar eşitmiş gibi gösterilmesine benzetebiliriz. Spikerin, maçın oldukça çetin geçtiğini ve her iki boksörün kendi taktiklerini uyguladığını söylediğini düşünebiliriz.
Diğer çarpıtma biçimi de yaşanan olayın tarihi arka planını görmezden gelmektir. Buna en fazla Gazze soykırımında şahit olduk. Filistin meselesini sanki bir anda ortaya çıkmış bir çatışma gibi lanse ederek güçlü tarafı korumak amaçlanır. 70 yıldan fazladır yaşanan birçok ihlal bu sayede görünmez kılınarak suçlu aklanır. Olayların tarihi anlatılmadığında izleyici için bu barbarların yaptığı bir iş gibi algılanır. Aniden patlak veren bu barbarca olayın arka planı duygusal ve öfke zamanlarında sorgulanmaz. Bu 2 saatlik filmin son 5 dakikasını izleyip tüm filmi değerlendirmek kadar yanlıştır. Çünkü bu haksız olanı haklı gibi gösterebilir.
Haber yapılırken hükümet yetkilileri, ordu sözcüleri ya da diğer taraflı uzmanların söylediklerini resmi kabul etmek bir çarpıtmadır. Çünkü bu kişi ve oluşumlar kendi ideolojik taraflarının bir anlatısını sunarlar. Diğer taraftan sahadaki bilgi kaynaklarını küçümsemek, onların haberlerini “iddia ediliyor” diye vermek tarafsızlık değil, o devletin ajanlığını yapmaktır. Örneğin mağdur tarafın söylediklerini “iddia ediliyor” deyip, sanığın söylediklerini olduğu gibi kabul etmek ne kadar yanlışsa, bu habercilik tarzı da o kadar yanlıştır.
Haberlerde insanları insanlıktan çıkarıp mağdurları bir istatistiğe indirgemek ise en sık duyduğumuz yöntemlerden biridir. Sürekli ölüm ve yaralı sayıları insan zihninde sadece bir istatistik olarak kalır ve insani boyutu kaybolur. Örneğin, bir bombalı saldırı sonucu 50 kişi öldü demek ile o ölenlerin kim oldukları, hayat hikayeleri gibi detayları anlatmak, habere bakan kişi açısından çok büyük bir fark yaratır. Biri istatistik sunarak nesneleştirirken, diğeri insanlaştırarak duygusal yoğunluğu artırır.
Chomsky’nin Medya Manipülasyonu Üzerine
Manipüle etmenin yollarından bir diğeri de Chomsky’nin 21. yüzyılda “Rıza İmalatı” adlı çalışmasında açıkladığı üzere mülkiyet filtresidir. Bir medya çalışanı, bağlı olduğu kuruluşun dışında haber yapamaz. Patronunun kar marjlarını, stratejik ortaklarını ve onunla bağlantılı tekelleri gözeterek, onların işine yarayacak şekilde hareket etmek zorundadır. Bir haber veya görüntü, o filtreden geçerek adeta uysallaştırılır. Chomsky çalışmasında reklam filtresinden de söz eder. Bir reklam veren, hoşuna gitmeyen veya kendi ideolojisine uymayan bir haberle kendi reklamının yan yana durmasını istemez. Örneğin, büyük bir teknoloji firması reklam verdiğinde, tüketim kültürünü eleştiremezsiniz. Çalışmanın can alıcı kısımlarından biri de ana akıma aykırı bilgi paylaşıldığında linç edilmenin söz konusu olmasıdır. Bu kişilere terör destekçisi ya da taraflı gibi etiketler yapıştırılarak linç edilip marjinalleştirilmeye çalışılır. Son olarak, farklı görüşten insanları ortak bir düşman anlatısı sunarak karşı tarafı öcüleştirmek, olayları siyah veya beyaza bürümek gibi gerçeği infaz eder.
Yukarıda sayılanlar daha çok ana akım medya için olsa da sosyal medyada da karşımıza çıkar. Sosyal medya ise ana akımdan daha karmaşık bir görüntü sunar. Çünkü burada tek bir merkezi anlatıya rastlamadığımız gibi algoritmalar yıkıcı hareket eder. Sosyal medya algoritmalarının amacı bize her zaman doğruyu göstermek değil, en çok izleneni göstermek için tasarlanmıştır. Reklam gelirleri gerçekten önceliklidir. Daha çok izlenenler genellikle daha yıkıcı haberler olabildiği için öncelik buna göre dizayn edilmiştir. Bu da nefrete sebep olacak içeriklerin kullanıcıya ulaşması sonucu kutuplaşmanın ortaya çıkmasına neden olur. Bu algoritmaların diğer bir özelliği, sizin sevdiğiniz veya izlemek istediğiniz içerikleri sürekli karşınıza çıkarmasıdır. Sürekli bir taraftan içerikleri izlemek, size dış dünyada ne olduğunu unutturabilir ve her şeyin buradan ibaret olduğu yanılgısını yaratır. Oysaki dünya, algoritmaların size sadece istediğiniz içerikleri göstermesinden ibaret değildir ve bu durum kullanıcının yanlış inançlara sahip olmasına sebep olabilir.
Gazzede Yaşananlar Ana AKım Medyayı Nasıl Yıktı?
Tarihi kazananların yazdığı söylenir. Sosyal medya bunu yıkmayı başarmış görünüyor. Bir haber ana akım medyaya düştüğünde kırpılarak pasifize edilirken sosyal medya sayesinde çıplak görüntülerle karşılaşıldı. Bizzat yaşanan yıkım akıllı telefon sayesinde filtrelenmeden kullanıcıya ulaştı. Ana akım medyada, bir yer bombalandığında acıyı gizlemek için kırpılmış görüntülerin arkasında ne olduğuna ulaşamazdık. Fakat profesyonel olmayan bu ham görüntüler dev stüdyodaki görüntüleri bastırdı. Adeta bölgede akıllı telefonu olan herkesin doğrudan kendisi gazeteci oldu.

Tabii, bu süreçte kullanıcılar sosyal medyanın da filtresine takıldı. Savaştaki yıkımı göstermek için çeşitli yöntemler geliştirildi. Yazım şekli değiştirilerek ve emojiler (karpuz gibi) kullanılarak bir şekilde aşıldı. Tıpkı hapishanedeki mahkumların, gardiyanın engellemeye çalışmasına rağmen duvarlara vurarak anlaşması gibi filtreler aşıldı. Bu durum, ana akım medyanın haberleri nasıl çarpıttığını göstermekle kalmadı, güveni de yıktı. Eğer sosyal medya olmasaydı, bu kalın örülmüş duvarları yıkmak mümkün olmazdı.
Sonuç
Foucault’un dediği gibi, nerede iktidar varsa orada direniş de vardır. Sosyal medya, medya tekelleşmesine, merkezi anlatıya ve tüm bu gücü elinde tutanlara karşı bir direniş alanı olmuştur. Özellikle gençler, artık geçmiş anlatıları sorgulayarak kuşak farkını belirgin hale getirmiştir. Yukarıda belirttiğim üzere, sosyal medya çok daha karmaşık ve yıkıcı olabilir ya da tersine güç odaklarına karşı gerçeği doğru şekilde aktarabilir. Bu sayede kullanıcılar, eskisi gibi pasif izleyici olmaktan çıkarak sistemin çarklarına karşı bir direniş başlatır. Dünya tarihinde önemli bir yer edinecek bu durum, gerçeğin iflasına karşılık ona yakınlaşmanın yolları olduğunu da bize umutla gösterir. Ancak mesele her zaman bu kadar pürüzsüz değildir. Yapay zekanın gerçekçi görüntüler sunabilmesi, savaşın artık burada olduğunu gösteriyor. Ana akım medya, belirli yaş üstü fikirleri donmuş kişilerin mecrasıyken, sosyal medya çok daha dinamik ve genç bir alandır.
Yararlanılan Kaynaklar
Chomsky, N., & Herman, E. S. (2024, Ocak). Manufacturing consent in the 21st century: The digital propaganda model.
Columbia Journalism Review. (2024). The Gaza war and the crisis of Western journalism: A critical analysis. CJR Reports. https://www.cjr.org
Digital Anthropology Review. (2024). Archiving the unarchivable: Social media as evidence of human rights violations. Digital Anthropology Press.
Fairness & Accuracy In Reporting (FAIR). (2023, Kasım 15). The passive voice of war reporting: How language masks accountability in Gaza. FAIR News. https://fair.org
Forbes. (2023). Media consolidation: The billionaires who control the flow of global information. Forbes Business Review. https://www.forbes.com
Journal of Digital Media & Policy. (2024). Breaking the gatekeepers: Citizen journalism and the end of editorial monopoly in conflict zones. 15(2), 45-62.
New Media & Society. (2024). Algorithmic resistance: Semantics of solidarity and digital activism on social platforms. SAGE Publications.
Oxford Internet Institute. (2024). The state of generative AI and the erosion of digital trust: 2024 annual report. University of Oxford.
Reuters Institute. (2024). Digital news report: The rise of news avoidance and emotional fatigue. University of Oxford. https://reutersinstitute.politics.ox.ac.uk
Stanford Internet Observatory. (2025). Algorithmic amplification of conflict: How engagement-based ranking shapes perception. Stanford University.
